|
|
||
|
|
EDİTÖR’DEN BEYNİNİZİ İYİ PROGRAMLAYIN! İnsan beyni biyolojik bir bilgisayardır. Zeka ve hafızası güçlü insanlarla sıradan insanlar
arasında zihinsel bilgisayarlarında çok az fark vardır. Ancak başarılı
insanlar beyin bilgisayarlarını kullanmayı iyi bilmektedirler. Yaşadığımız olaylar, heyecanlarımız beynimize protein
olarak şifrelenir. 2-3 gün sonra aynı olayları
heyecanları ile birlikte hatırladığımızda beynimiz o bilgileri kayıtlı
odacıktan yani disketten okur ve biz anlatmaya başlarız. Bütün bu bilgiler
kimyasal ve elektriksel olarak kodlanmaktadır. İşte beynini iyi kullanan insanlar beyinlerindeki
kimyasallara saygılı davranan insanlardır. Şu unutulmamalıdır. Beyinde bilgi akışı kimyasal ve
elektriksel ileti ile olmaktadır. Beyindeki Hard diskin manyetik parçacıkları
da kimyasal maddelerdir. Bu kimyasalları iyi kullanım için bazı altın kurallar: 1-Kötü belleğin birinci sorumlusu dikkatsizliktir.
Düşünceyi yoğunlaştırabilen insanlar bilgileri zihinlerine kazırlar. Dikkat
edilmeden yazılmış bilgiler kuma yazılmış gibidir hemen silinir. 2-Kötü belleğin ikinci sorumlusu özgüven azlığıdır. İnsan
beyninde biyolojik bir saat vardır. Eğer o saate bilerek ve inanarak sabah 07:00 ‘de kalkacağınızı söylerseniz öyle
programlanmış olursunuz. Sabah 07:00’da kalmanız
kesinleşir. Kolumuzdaki saate güvendiğiniz kadar hafızamıza güvenirsek o bizi
yanıltmaz. 3-Kötü hafızanın üçüncü sorumlusu önem vermemektir. Unutulan
bilgiler genellikle o kişi tarafından önemsenmeyen bilgiler olacaktır. Unuttum
demek mazeret olamaz o konuya önem vermediğimiz anlamına gelir. 4-Kötü hafızanın bir sorumlusu da akılda tutma tekniğini
bilmemektir. Örnek vermek gerekirse araba, kuş, mavi, lale kelimelerini
akılda tutmak istiyorsunuz. Doğrudan ezberlerseniz unutulacaktır. "Mavi
arabanın üzerindeki kuşun ağzında lale var” olarak tasavvur ederseniz
unutmayacaksınız. 5-Kötü belleğin önemli bir sebebi de bilgilerin
kullanılmamasıdır. İnsan beni “Ya kullan ya kaybet” kuralı ile
çalışır. Bilgiler tekrar edilirse pekişecektir. Yazılı bilgelere ulaşmak
kolaylaşacaktır. Melda Aşar GRUPAJ SERVİS’TEN HABERLER SERTİFİKALI
İLKYARDIM EĞİTİMİ Grupaj
Servis çalışanları, Şubat ayı
içerisinde, AKADEMİKA tarafından verilen sertifikalı ilkyardım eğitimine
katılmıştır. 16 saat süren ve şirket bünyesinde gerçekleştirilen eğitimde
teorik bilgiler, katılımcıların bizzat iştirak ettikleri uygulamalarla
pekiştirilmiştir. Üst yönetim dâhil olmak üzere şirket bünyesindeki farklı departmanlardan temsilcilerin katılımı ile oluşturulan 22
kişilik grup şirketleri bünyesinde oluşabilecek her türlü kaza, yaralanma,
hastalık durumlarında, acil durum yardımı gelene kadar, ilk yardım yapacak
bilgi donanımına sahip olmuşlardır. GRUPAJ
SERVİS, İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ, İŞ HUKUKU MEVZUATI ve İNSAN KAYNAKLARI
ALANLARINDA DANIŞMANLIK DESTEĞİ ALMAKTADIR. Grupaj
Servis, İş Müfettişleri, Sertifikalı İş Güvenliği Uzmanları ve
Akademisyenlerden oluşan deneyimli kadrosu ile 1996 yılından itibaren İş
Sağlığı ve Güvenliği, Çevre, İş hukuku, İnsan Kaynakları konularında hizmet
veren DETAM firmasından 2008 yılı süresince danışmanlık hizmeti alacaktır.
Çalışmalara 1 Şubat itibarı ile başlanmıştır. Çalışmalar kapsamınsa İnsan
Kaynakları süreci ve dokümantasyonu yasal şartlar dikkate alınarak yeniden
yapılandırılacaktır. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
ile ilgili tüm faaliyetleri kapsayan bir sistem kurulacaktır. İŞ SAĞLIĞI VE
GÜVENLİĞİ ile ilgili DETAM firması tarafından kurulacak sistem, şirket
bünyesinde 4 yıldır devamlılığı sağlanan ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi
gibi, uygulamalarla takip edilebilen, yasal değişiklikler doğrultusunda
geliştirilebilen ve ilgili şirket çalışanlarınca etkinliği denetlenebilen bir
sistem olacaktır. Çalışmalar tüm personelin katılacağı eğitimlerle
desteklenecektir. GRUPAJ AKADEMİ Grupaj
Servis çalışanları 2008 yılı Şubat ayı içerisinde GRUPAJ AKADEMİ isimli
kulüplerini kurmuşlardır. Şirket bünyesinde yer alan her bir departmandan en az bir temsilcinin yer aldığı 25 kişilik
kulübün amacı, motivasyonun
sağlanması, çalışanlar arası iletişimin artırılması, kurum kültürünün
yaygınlaştırılması ve çalışanların iş hedefleri dışında başka amaçlar
etrafında bir araya gelmelerinin sağlanmasıdır. Kulübün 4 ana faaliyet alanı
bulunmaktadır. (Sosyal Sorumluluk; Sosyal aktivite; Şirket içi iyileştirme çalışmaları; Eğitim)
Şubat ayı içerisinde organizasyon yapısı, logo, web
sitesi gibi, kurulum süreci üzerinde yoğunlaşan klüp
üyeleri Mart ayı itibarı ile aktif çalışmalara başlayacaklardır. SEKTÖR’DEN HABERLER ADRİYATİK RO-RO GEMİSİNDEKİ YANGIN HAKKINDA 03 Şubat
2008 tarihinde Pendik Ro-Ro
Terminalinden hareket eden UND Adriyatik adlı Ro-Ro gemimizde 06 Şubat 2008 tarihinde Hırvatistan’ın
Pula limanı açıklarında bir yangın çıkmış, gösterilen tüm çabalara rağmen,
yangın uzun müddet söndürülememiş ve sonuç itibarı ile gemi büyük hasara
uğramış, bunun yanı sıra gemide bulunan araçlar ve içinde bulunan ihracat
yükleri de çok büyük ölçüde hasara uğramıştır. Ro-Ro
ile yapılan taşımalarda araçlara ait taşıma ve ticari evrakın (TIR Karnesi,
CMR, Mal Faturası, Taşıt Onay Belgesi, Geçiş belgesi v.b.) büyük bir bölümü,
işlem görmek üzere Trieste Gümrüğüne geminin anılan
limana ulaşmasından önce intikal ettirilmesiyle birlikte, diğer bazı belgeler
(örneğin Dönüş taşımaları için boş TIR karnesi, araç yeşil kart sigortası,
araç ruhsatı, uluslararası sürücü ehliyetleri, sürücü vekâletnamesi v.b) araçların
içersinde bulundurulmaktadır. Bu doğrultuda her şeyden
önce açılmış olan TIR Karnelerinin TOBB’ne kanıtla bildirimde bulunarak
kapatılması, pert olmuş araçların C2 yetki
belgelerinden düşülmesi, bazı araçlarda bulunup ta yandığı tahmin edilen
dönüş taşımaları için kullanılacak TIR Karnelerine ilişkin prosedür
(örneğin teminat uygulamaları) bazı dönüş yükü geçiş belgelerinin (örneğin
Almanya) TOBB’ne bildirilmesi gerekliliği bulunmaktadır. Karayolu
Taşıma Yönetmeliğinin 33 üncü maddesi gereğince araçların iş göremez haline
gelmiş olduğuna dair değişikliğin, olayın meydana geldiği tarihten itibaren
60 gün içersinde Bakanlığa bildirimde bulunulması; asgari kapasitenin altına
düşülmesi halinde de 90 gün içersinde yeni taşıt veya taşıtlarla eksik kapasitenin
tamamlanması gerekmektedir. Yangın ile ilgili kaza raporu Şubat sonu itibarı, ile çıkmadığı için zayi olan araçlar ve yüklerle
ilgili sigorta sürecinde
ilerleme kaydedilememektedir. KÜLTÜR SANAT NÂZIM'IN MOSKOVASI İSTANBUL'DA Şair Nazım Hikmet'in, eşi Vera Tulyakova ile yaşamının son yıllarını geçirdiği
Moskova'daki evinden getirilen özel eşyaları, ilk kez şairin sevenleri ve
edebiyat meraklılarının izlenimine sunulacak. 'Nâzım ve Vera,
Moskova'dan İstanbul'a' başlıklı sergi, 19 Ocak- 22 Mart tarihleri arası
ziyaret edilebilir. Yapı Kredi Kültür Merkezi Sermet Çifter Salonu'nun ev
sahipliği yapacağı ''Şehrime Ulaşamadan Bitirirken Yolumu / Nâzım ve Vera, Moskova'dan İstanbul'a'' başlıklı sergi, 19 Ocak -
22 Mart 2008 tarihleri arasında açık kalacak. Şairin ve eşinin yaşam alanını
yeniden canlandıracak sergiyi, Sadık Karamustafa
tasarladı, küratörlüğünü de Melih Güneş yaptı. Sergide,
Nâzım Hikmet'in, eşi Vera Tulyakova
ile paylaştığı ve yaşamının son yıllarını geçirdiği Moskova'nın 2. Pesçannaya Sokağı'ndaki evinden getirilen pek çok özel
eşyası yer alacak. Nâzım Hikmet ile Vera Tulyakova'nın bilinen bazı fotoğraflarına da yansıyan
kıyafetlerinden örnekleri de içeren ve Nâzım Hikmet'in Moskova'daki
dünyasını, ilk kez sergilenen özel eşyalarıyla İstanbul'a taşıyan sergi,
şairin yaşadığı mekana dair ilginç ayrıntıları
izleyicilerle buluşturacak. Vera Tulyakova'ya ait bazı kişisel
eşyaların da yer alacağı sergi, Nâzım Hikmet'i, sabahlığından pijamasına,
yeleklerinden takım elbiselerine, cüzdanından telefon defterine,
oyuncaklarından plaklarına, çoğu ilk kez sergilenen fotoğraflarından evlilik
cüzdanına, üzerinde özel notları da bulunan 1963 yılı masa takviminden
mektuplarına, daktilosundan kalem kutusuna, el yazmalarından bavuluna, imzalı
kitaplarından banka hesap cüzdanına uzanan eşyalarını Pesçannaya
Sokağı'ndaki evinden İstanbul'a getirecek. Bu eşyalara, Vera Tulyakova'nın elbiseleri,
şapkaları, ayakkabısı, seyahat çantası ve şairin ölümünden çok sonra
gerçekleştirebildiği İstanbul gezisinin fotoğrafları ile yatak odalarının
perdesi eşlik edecek. Sergilenen eşyalar ve giysiler ile bunların bilgi
metinlerini içeren ve sergiyle aynı adı taşıyan katalog ise Melih Güneş ve Vera Tulyakova'nın kızı Anna Stepanova'nın yazılarını
bir araya getirecek.İzleyiciler, bu eşyalar ve
giysilerin çiftin yaşamında nereye denk geldiğini ve günlük hayatlarının
neresinde durduğunu, Yapı Kredi Yayınları'nın bu ay yayımlayacağı Vera Tulyakova imzalı
''Bahtiyar Ol Nâzım'' adlı kitaptan alıntı yapılan metinlerden takip
edebilecek. KİTAP Uykusuzluk, sinüzit veya dikkat
eksikliği... Doğan Kitap, 'sağlık' başlığı altında bu gibi sorunlardan muzdarip
olanların imdadına koşuyor. Alanının uzmanının yazdığı kitaplar, pek çok
rahatsızlığı aslında ne kadar yanlış tanıdığımızı da gösteriyor. Örneğin
uykusuzluk, çağın en büyük sorunlarından biri. Öyle ki toplumun yüzde 90'ı
hayatının bir döneminde uykusuzluk problemi yaşıyor; üçte biri ise haftanın
birkaç gecesini istediği gibi uyuyamamaktan şikâyetçi. Uyku düzensizliğinin
sebebi ise çoğunlukla, yeteri kadar yorulmamaya, psikolojik sebeplere veya
tembelliğe bağlanıyor. Uyku-Uykusuzluk mu? Aşırı Uyumak mı? adlı kitapta, uykusuzluğun veya aşırı uyumanın sebepleri
üzerine sistematik inceleme var. Hakkında pek çok yanlış
inanışın bulunduğu bir rahatsızlık da sinüzit. Sinüziti Yenmek
kitabında, sinüziti yenmek için gereken temel bilgilerin yanı sıra, güncel
tedavi yaklaşımları da yer alıyor. Bunların arasında en basit teknik olarak
bilinen tuzlu suyla veya serumla yıkama da var. Ama dikkat edilmesi gerekenlerin
altı çizilmiş. İki tane de çocukları ilgilendiren kitap var. Dikkat
Eksikliği-Hiperaktivite Bozukluğu, bu rahatsızlığın
korkulacak bir tarafı olmadığına işaret ediyor. Hatta ciddiye alınıp tedavi
edilirse, normal bir çocuk, ergen veya yetişkin ile dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu olan biri arasında neredeyse
hiçbir fark olmayacağı belirtiliyor. Ama tabii ki en önemlisi erken tanı ve
bilinçli olmak. Çocukların gelişiminde önemli zamanlardan biri, konuşmaya
başladıkları dönem. 100 Soruda Dil ve Konuşma Bozuklukları kitabı ise bu
dönemde ortaya çıkabilen dil ve konuşma sorunlarına dair bazı temel bilgiler
veriyor. Örneğin geç konuşan veya kekelemeye başlayan çocukların anne-
babalarının nasıl davranmasına ilişkin öneriler var. Tüm bunlar soru- cevap
olarak ele alındığı ve tablolarla desteklendiği için okuması da oldukça
rahat. Dikkat Eksikliği- Hiperaktivite
Bozukluğu Doç. Dr. Eyüp Sabri Ercan, 251 sayfa, 14 YTL. Uyku- Uykusuzluk mu? Aşırı Uyumak mı? Prof. Dr. Hakan Kaynak, 154 sayfa, 11 YTL. Sinüziti Yenmek-Niçin Sinüzit Oluyoruz? Uzm. Dr. Cem Antındağ,
178 sayfa, 12 YTL. 100 Soruda Dil ve Konuşma Bozuklukları Editör: Prof. Dr. Barış Korkmaz, 165 sayfa, 11 YTL.
|
|
|