GRUPAJ SERVİS BÜLTEN

Sayı : 45
Şubat : 2008

 

EDİTÖR’DEN

 

BEYNİNİZİ İYİ PROGRAMLAYIN!

 

İnsan beyni biyolojik bir bilgisayardır. Zeka ve hafızası güçlü insanlarla sıradan insanlar arasında zihinsel bilgisayarlarında çok az fark vardır. Ancak başarılı insanlar beyin bilgisayarlarını kullanmayı iyi bilmektedirler.

 

Yaşadığımız olaylar, heyecanlarımız beynimize protein olarak şifrelenir. 2-3 gün sonra aynı olayları heyecanları ile birlikte hatırladığımızda beynimiz o bilgileri kayıtlı odacıktan yani disketten okur ve biz anlatmaya başlarız. Bütün bu bilgiler kimyasal ve elektriksel olarak kodlanmaktadır.

 

İşte beynini iyi kullanan insanlar beyinlerindeki kimyasallara saygılı davranan insanlardır.

 

Şu unutulmamalıdır. Beyinde bilgi akışı kimyasal ve elektriksel ileti ile olmaktadır. Beyindeki Hard diskin manyetik parçacıkları da kimyasal maddelerdir.

 

Bu kimyasalları iyi kullanım için bazı altın kurallar:

 

1-Kötü belleğin birinci sorumlusu dikkatsizliktir. Düşünceyi yoğunlaştırabilen insanlar bilgileri zihinlerine kazırlar. Dikkat edilmeden yazılmış bilgiler kuma yazılmış gibidir hemen silinir.

 

2-Kötü belleğin ikinci sorumlusu özgüven azlığıdır. İnsan beyninde biyolojik bir saat vardır. Eğer o saate bilerek ve inanarak sabah 07:00 ‘de kalkacağınızı söylerseniz öyle programlanmış olursunuz. Sabah 07:00’da kalmanız kesinleşir. Kolumuzdaki saate güvendiğiniz kadar hafızamıza güvenirsek o bizi yanıltmaz.

 

3-Kötü hafızanın üçüncü sorumlusu önem vermemektir. Unutulan bilgiler genellikle o kişi tarafından önemsenmeyen bilgiler olacaktır. Unuttum demek mazeret olamaz o konuya önem vermediğimiz anlamına gelir.

 

4-Kötü hafızanın bir sorumlusu da akılda tutma tekniğini bilmemektir. Örnek vermek gerekirse araba, kuş, mavi, lale kelimelerini akılda tutmak istiyorsunuz. Doğrudan ezberlerseniz unutulacaktır. "Mavi arabanın üzerindeki kuşun ağzında lale var” olarak tasavvur ederseniz unutmayacaksınız.

 

5-Kötü belleğin önemli bir sebebi de bilgilerin kullanılmamasıdır. İnsan beni “Ya kullan ya kaybet” kuralı ile çalışır. Bilgiler tekrar edilirse pekişecektir. Yazılı bilgelere ulaşmak kolaylaşacaktır.

 

Melda Aşar

 

GRUPAJ SERVİS’TEN HABERLER

SERTİFİKALI İLKYARDIM EĞİTİMİ

Grupaj Servis çalışanları,  Şubat ayı içerisinde, AKADEMİKA tarafından verilen sertifikalı ilkyardım eğitimine katılmıştır. 16 saat süren ve şirket bünyesinde gerçekleştirilen eğitimde teorik bilgiler, katılımcıların bizzat iştirak ettikleri uygulamalarla pekiştirilmiştir. Üst yönetim dâhil olmak üzere şirket bünyesindeki farklı departmanlardan temsilcilerin katılımı ile oluşturulan 22 kişilik grup şirketleri bünyesinde oluşabilecek her türlü kaza, yaralanma, hastalık durumlarında, acil durum yardımı gelene kadar, ilk yardım yapacak bilgi donanımına sahip olmuşlardır.

 

GRUPAJ SERVİS, İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ, İŞ HUKUKU MEVZUATI ve İNSAN KAYNAKLARI ALANLARINDA DANIŞMANLIK DESTEĞİ ALMAKTADIR.

Grupaj Servis, İş Müfettişleri, Sertifikalı İş Güvenliği Uzmanları ve Akademisyenlerden oluşan deneyimli kadrosu ile 1996 yılından itibaren İş Sağlığı ve Güvenliği, Çevre, İş hukuku, İnsan Kaynakları konularında hizmet veren DETAM firmasından 2008 yılı süresince danışmanlık hizmeti alacaktır. Çalışmalara 1 Şubat itibarı ile başlanmıştır. Çalışmalar kapsamınsa İnsan Kaynakları süreci ve dokümantasyonu yasal şartlar dikkate alınarak yeniden yapılandırılacaktır. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ile ilgili tüm faaliyetleri kapsayan bir sistem kurulacaktır. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ile ilgili DETAM firması tarafından kurulacak sistem, şirket bünyesinde 4 yıldır devamlılığı sağlanan ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi gibi, uygulamalarla takip edilebilen, yasal değişiklikler doğrultusunda geliştirilebilen ve ilgili şirket çalışanlarınca etkinliği denetlenebilen bir sistem olacaktır. Çalışmalar tüm personelin katılacağı eğitimlerle desteklenecektir.

 

GRUPAJ AKADEMİ

Grupaj Servis çalışanları 2008 yılı Şubat ayı içerisinde GRUPAJ AKADEMİ isimli kulüplerini kurmuşlardır. Şirket bünyesinde yer alan her bir departmandan en az bir temsilcinin yer aldığı 25 kişilik kulübün amacı, motivasyonun sağlanması, çalışanlar arası iletişimin artırılması, kurum kültürünün yaygınlaştırılması ve çalışanların iş hedefleri dışında başka amaçlar etrafında bir araya gelmelerinin sağlanmasıdır. Kulübün 4 ana faaliyet alanı bulunmaktadır. (Sosyal Sorumluluk; Sosyal aktivite;  Şirket içi iyileştirme çalışmaları; Eğitim) Şubat ayı içerisinde organizasyon yapısı, logo, web sitesi gibi, kurulum süreci üzerinde yoğunlaşan klüp üyeleri Mart ayı itibarı ile aktif çalışmalara başlayacaklardır.

 

SEKTÖR’DEN HABERLER

ADRİYATİK RO-RO GEMİSİNDEKİ YANGIN HAKKINDA

03 Şubat 2008 tarihinde Pendik Ro-Ro Terminalinden hareket eden UND Adriyatik adlı Ro-Ro gemimizde 06 Şubat 2008 tarihinde Hırvatistan’ın Pula limanı açıklarında bir yangın çıkmış, gösterilen tüm çabalara rağmen, yangın uzun müddet söndürülememiş ve sonuç itibarı ile gemi büyük hasara uğramış, bunun yanı sıra gemide bulunan araçlar ve içinde bulunan ihracat yükleri de çok büyük ölçüde hasara uğramıştır. Ro-Ro ile yapılan taşımalarda araçlara ait taşıma ve ticari evrakın (TIR Karnesi, CMR, Mal Faturası, Taşıt Onay Belgesi, Geçiş belgesi v.b.) büyük bir bölümü, işlem görmek üzere Trieste Gümrüğüne geminin anılan limana ulaşmasından önce intikal ettirilmesiyle birlikte, diğer bazı belgeler (örneğin Dönüş taşımaları için boş TIR karnesi, araç yeşil kart sigortası, araç ruhsatı, uluslararası sürücü ehliyetleri, sürücü vekâletnamesi v.b) araçların içersinde bulundurulmaktadır. Bu doğrultuda her şeyden önce açılmış olan TIR Karnelerinin TOBB’ne kanıtla bildirimde bulunarak kapatılması, pert olmuş araçların C2 yetki belgelerinden düşülmesi, bazı araçlarda bulunup ta yandığı tahmin edilen dönüş taşımaları için kullanılacak TIR Karnelerine ilişkin prosedür (örneğin teminat uygulamaları) bazı dönüş yükü geçiş belgelerinin (örneğin Almanya) TOBB’ne bildirilmesi gerekliliği bulunmaktadır. Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin 33 üncü maddesi gereğince araçların iş göremez haline gelmiş olduğuna dair değişikliğin, olayın meydana geldiği tarihten itibaren 60 gün içersinde Bakanlığa bildirimde bulunulması; asgari kapasitenin altına düşülmesi halinde de 90 gün içersinde yeni taşıt veya taşıtlarla eksik kapasitenin tamamlanması gerekmektedir. Yangın ile ilgili kaza raporu Şubat sonu itibarı, ile çıkmadığı için zayi olan araçlar ve yüklerle ilgili sigorta

 sürecinde ilerleme kaydedilememektedir.

 

KÜLTÜR SANAT

NÂZIM'IN MOSKOVASI İSTANBUL'DA

Şair Nazım Hikmet'in, eşi Vera Tulyakova ile yaşamının son yıllarını geçirdiği Moskova'daki evinden getirilen özel eşyaları, ilk kez şairin sevenleri ve edebiyat meraklılarının izlenimine sunulacak. 'Nâzım ve Vera, Moskova'dan İstanbul'a' başlıklı sergi, 19 Ocak- 22 Mart tarihleri arası ziyaret edilebilir. Yapı Kredi Kültür Merkezi Sermet Çifter Salonu'nun ev sahipliği yapacağı ''Şehrime Ulaşamadan Bitirirken Yolumu / Nâzım ve Vera, Moskova'dan İstanbul'a'' başlıklı sergi, 19 Ocak - 22 Mart 2008 tarihleri arasında açık kalacak. Şairin ve eşinin yaşam alanını yeniden canlandıracak sergiyi, Sadık Karamustafa tasarladı, küratörlüğünü de Melih Güneş yaptı. Sergide, Nâzım Hikmet'in, eşi Vera Tulyakova ile paylaştığı ve yaşamının son yıllarını geçirdiği Moskova'nın 2. Pesçannaya Sokağı'ndaki evinden getirilen pek çok özel eşyası yer alacak. Nâzım Hikmet ile Vera Tulyakova'nın bilinen bazı fotoğraflarına da yansıyan kıyafetlerinden örnekleri de içeren ve Nâzım Hikmet'in Moskova'daki dünyasını, ilk kez sergilenen özel eşyalarıyla İstanbul'a taşıyan sergi, şairin yaşadığı mekana dair ilginç ayrıntıları izleyicilerle buluşturacak. Vera Tulyakova'ya ait bazı kişisel eşyaların da yer alacağı sergi, Nâzım Hikmet'i, sabahlığından pijamasına, yeleklerinden takım elbiselerine, cüzdanından telefon defterine, oyuncaklarından plaklarına, çoğu ilk kez sergilenen fotoğraflarından evlilik cüzdanına, üzerinde özel notları da bulunan 1963 yılı masa takviminden mektuplarına, daktilosundan kalem kutusuna, el yazmalarından bavuluna, imzalı kitaplarından banka hesap cüzdanına uzanan eşyalarını Pesçannaya Sokağı'ndaki evinden İstanbul'a getirecek. Bu eşyalara, Vera Tulyakova'nın elbiseleri, şapkaları, ayakkabısı, seyahat çantası ve şairin ölümünden çok sonra gerçekleştirebildiği İstanbul gezisinin fotoğrafları ile yatak odalarının perdesi eşlik edecek. Sergilenen eşyalar ve giysiler ile bunların bilgi metinlerini içeren ve sergiyle aynı adı taşıyan katalog ise Melih Güneş ve Vera Tulyakova'nın kızı Anna Stepanova'nın yazılarını bir araya getirecek.İzleyiciler, bu eşyalar ve giysilerin çiftin yaşamında nereye denk geldiğini ve günlük hayatlarının neresinde durduğunu, Yapı Kredi Yayınları'nın bu ay yayımlayacağı Vera Tulyakova imzalı ''Bahtiyar Ol Nâzım'' adlı kitaptan alıntı yapılan metinlerden takip edebilecek.

 

KİTAP

Uykusuzluk, sinüzit veya dikkat eksikliği... Doğan Kitap, 'sağlık' başlığı altında bu gibi sorunlardan muzdarip olanların imdadına koşuyor. Alanının uzmanının yazdığı kitaplar, pek çok rahatsızlığı aslında ne kadar yanlış tanıdığımızı da gösteriyor. Örneğin uykusuzluk, çağın en büyük sorunlarından biri. Öyle ki toplumun yüzde 90'ı hayatının bir döneminde uykusuzluk problemi yaşıyor; üçte biri ise haftanın birkaç gecesini istediği gibi uyuyamamaktan şikâyetçi. Uyku düzensizliğinin sebebi ise çoğunlukla, yeteri kadar yorulmamaya, psikolojik sebeplere veya tembelliğe bağlanıyor. Uyku-Uykusuzluk mu? Aşırı Uyumak mı? adlı kitapta, uykusuzluğun veya aşırı uyumanın sebepleri üzerine sistematik inceleme var. Hakkında pek çok yanlış inanışın bulunduğu bir rahatsızlık da sinüzit. Sinüziti Yenmek kitabında, sinüziti yenmek için gereken temel bilgilerin yanı sıra, güncel tedavi yaklaşımları da yer alıyor. Bunların arasında en basit teknik olarak bilinen tuzlu suyla veya serumla yıkama da var. Ama dikkat edilmesi gerekenlerin altı çizilmiş. İki tane de çocukları ilgilendiren kitap var. Dikkat Eksikliği-Hiperaktivite Bozukluğu, bu rahatsızlığın korkulacak bir tarafı olmadığına işaret ediyor. Hatta ciddiye alınıp tedavi edilirse, normal bir çocuk, ergen veya yetişkin ile dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu olan biri arasında neredeyse hiçbir fark olmayacağı belirtiliyor. Ama tabii ki en önemlisi erken tanı ve bilinçli olmak. Çocukların gelişiminde önemli zamanlardan biri, konuşmaya başladıkları dönem. 100 Soruda Dil ve Konuşma Bozuklukları kitabı ise bu dönemde ortaya çıkabilen dil ve konuşma sorunlarına dair bazı temel bilgiler veriyor. Örneğin geç konuşan veya kekelemeye başlayan çocukların anne- babalarının nasıl davranmasına ilişkin öneriler var. Tüm bunlar soru- cevap olarak ele alındığı ve tablolarla desteklendiği için okuması da oldukça rahat.   

 

Dikkat Eksikliği- Hiperaktivite Bozukluğu

Doç. Dr. Eyüp Sabri Ercan, 251 sayfa, 14 YTL.

Uyku- Uykusuzluk mu? Aşırı Uyumak mı?

Prof. Dr. Hakan Kaynak, 154 sayfa, 11 YTL.

Sinüziti Yenmek-Niçin Sinüzit Oluyoruz?

Uzm. Dr. Cem Antındağ, 178 sayfa, 12 YTL.

100 Soruda Dil ve Konuşma Bozuklukları

Editör: Prof. Dr. Barış Korkmaz, 165 sayfa, 11 YTL.