GRUPAJ SERVİS BÜLTEN

Sayı : 76
AĞUSTOS  : 2009

 

EDİTÖR’DEN

 

YİNG VE YANG NEDİR?

 

Yin ve Yang ,Chi’nin alçalan ve yükselen evrelerine verilen isimlerdir. Birbirlerine karşıt ama tamamlayıcıdırlar. Birbirleri olmadan var olamazlar. Yin azalıyorsa Yang artıyordur. Biz ikisini bir arada Tai Ji sembolü ile tanımaktayız.

 

YİN
Karanlık, ölüm, gece, negatif, soğuk, kadın, pasif, yumuşak, kış vs.
------------------

YANG
Işık (aydınlık), yaşam, gündüz, pozitif, sıcak, erkek, aktif, sert, yaz vs.

“Her şey, İki Kutupludur ve Birbirine Karşıttır”

Her şeyin birbirinden ayrılamaz iki karşıt kutbu vardır. "Yin" kutbu ve "Yang" kutbu. Nerede ki Yin ve Yang kutuplaşması olur, orada hareket doğar ve süreklidir. "Bir" durumundan "İkircillik" durumu doğmuştur. Böylece; doğurma süreci tetiklenir ve sürer gider. Hücre bölünmeleri gibi gittikçe daha karmaşıklaşarak gelişir, dönüşür. Karşıt kutuplar, elektrikte akımı, mıknatısta çekme ve itmeyi tetikler.

“Kutuplar, Cüzi Oranda da Olsa Karşıtını Kendi İçinde Barındırır”

Gecenin içinde aydınlık ve sıcağın; gündüzün içinde de soğuk ve gölge bölgelerin bulunması; dişi görünümün içinde erkek, erkek görünümün içinde dişi olması; her sorunun, çözümü; sevginin, nefreti; eylemsizliğin, eylemi; savunmanın, saldırıyı barındırması gibi. Tai-chi veya Yin-Yang işaretinin içindeki küçük karşıt renkli daireler bu özelliği anlatır.

“Bağımlılık İlişkisi”

Oluşumlar, karşıtı olmadan açıklanamazlar. Karşıtların biri, diğerinden bağımsız olamaz. Gündüz olmadan, gece; gece olmadan, gündüz açıklanamaz. Gece olmadığı sürece, gündüz de yoktur. Kutuplar birbirinden bağımsız ele alınamazlar. Bu durumda beden ve psikoloji ayrı ayrı incelenemez. Organların kendisi Yin, işlevi ise Yang’dır. Böbrek, organ haliyle yindir. Böbrekten kaynaklanan bir rahatsızlık, korkularımızı harekete geçirir, soğuk ve değişken yapıdadır. Korkuların bedende dışa çıkan mizacı, Yang özelliği taşır ve bu tür mizaçlar günümüzde psikoloji altında incelenir. Bütün ve parçanın bir aradalığı gereği, Doğu Tıbbı, bedeni ve mizacı ayrı ayrı ele almanın gereksizliğine varır. Mevlana ve Yunus Emre için "aşk" parçanın bütüne kavuşmasıdır.

 

Yin ve Yang kavramları kendilerine özgü bir gerçekliği veya nesneyi ifade etmezler. Bunlar  kainatta sürekli olarak değişen ve birbirlerine alternatif, zıt olan ama varoluşları birbirine muhtaç olan oluşumların, hareketlerin, olayların izahıdır. Yin deyince karanlık, soğuk, ölüm gibi olumsuz bizim negatif diye tarif edeceğimiz kavramlar, Yang deyince ise parlaklık, güneş sıcaklı yaşam gibi olumlu kavramlar( pozistif) kavramlar akla gelir.


Dünyada bazı gerçeklerin her zaman için iki ayrı yüzü vardır. Her şey zıddıyla vardır. Var oluşunuda bu zıddının varlığına borçludur. Yin ve Yang bu zıtlıkları ifade eder. Yin ve Yang statik değil süreklilik ve devamlılık arz eden ve aynı gücü paylaşmış zıtlıkların ifadesidir. Gece- gündüz, yaz -kış, yaşam- ölüm gibi. Dolayısıyla bunları farklı iki terim gibi işlemekte hatadır. Aslında gece gündüz nasıl iki ayrı gerçek değil bir günün farklı iki yönü ise insanın nefsi arzuları ve meleki yönleri de birbirine muhtaç ve birbirini tamamlayan iki yönüdür.

yin_yang( Yin ) Negatif Enerji
(Yang) Pozitif Enerji

Gündüz olmadan gece, sıcak olmadan soğuk, kış olmadan yaz olmaz.

  • Yaşam/ Ölüm, Güneş/ Ay, Gece/Gündüz. Bütün bu oluşumlar tek başlarına var olamazlar. Biri olmadan diğeri olamaz. Pozitif ve negatif enerjilerin birbiri ile olan ilişkisi insanoğlunun varoluş kuralıdır.
  • Her şey kendi zıddını taşır. Zıt enerjiler bir arada olduğu zaman değişim ve potansiyel ortaya çıkar.

Yin ve Yang enerjileri sürekli değişim içindedirler. Biri olmadan diğeri olamaz. Ne yin enerjisi ne yang enerjisi, evrende ve mekanda tek başlarına olamazlar. Potansiyel enerji üretebilmeleri için dengeli bir şekilde bir arada olmalıdırlar.

Melda Aşar

 

 

 

GRUPAJ SERVİS’TEN HABERLER

 

ASAŞ ALÜMİNYUM NAKLİYECİ PERFORMANS DEĞERLENDİRMESİ

 

ASAŞ ALÜMİNYUM Firması’nın düzenlememiş olduğu “Nakliyeci Değerlendirme”  sonuçlarına göre 2009 yılı ihracat yüklemelerine ait 6 aylık performans değerlendirmesinde Grupaj Servis TAM NOT - 100 alarak ödüllendirilmiştir.

 

 

MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ ANKETİ UYGULAMASI

 

Grupaj Servis, ISO 9001-2000 kalite sertifika şartları gereği, müşteri memnuniyetinin sağlanması, müşteri ihtiyaç ve beklentilerinin belirlenmesi ve bu beklentilerin karşılanması amacı ile Ağustos ayı itibariyle “Müşteri Memnuniyeti Anketi” uygulaması için müşteri ziyaretlerine başlamıştır.

 

 

SEKTÖR’DEN HABERLER

 

 

RUSYA İLE GÜMRÜK SORUNUNDA ÇÖZÜME ULAŞILDI

 

Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Rusya'nın, ‘’gümrüklerde Türk mallarına yönelik tam kontrol içeren genelgeyi dün itibariyle iptal ettiğini, böylece Rusya ile ticarette daha önceki döneme geçildiğini’’ açıkladı. Yazıcı, 6 Ağustos 2009'da Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putin ile başbakanlar düzeyinde görüşme yapıldığını hatırlattı. Görüşmeler sonucunda bir mutabakat zaptı imzalandığını, bu zaptın bir maddesinde ''Rusya gümrük servisinin Türkiye menşeli ve Türkiye'den ithal edilen mallara tam kontrol uygulamasını içeren 13 Ağustos 2008 tarihli genelgeyi kaldıracağının'' taahhüt edildiğini anlatan Yazıcı, bu kapsamda 18 Ağustos 2009 itibariyle söz konusu genelgenin iptal edildiğinin Gümrük Müsteşarlığı'na bildirildiğini, böylece Rusya ile ticarette daha önceki döneme geçildiğini bildirdi. 

 

KÜLTÜR SANAT

 

 

SERGİ “ADALAR MÜZESİ’NE DOĞRU ”

Büyükada’da 2010 yaz aylarında açılması planlanan Adalar Müzesi bir sergiyle tanıtılıyor. 8 Ağustos’ta Büyükada İskele Meydanı’nda açılan “Adalar Müzesi’ne Doğru” sergisi, 12 Eylül’e kadar sürecek. Sergi, hem Adalıları, hem de kamuoyunu, belge ve bilgi paylaşarak müzeye destek olmaya çağırıyor.

İstanbul’un gözde mekanlarından Büyükada, 2010 yaz aylarında açılması planlanan Adalar Müzesi’ne yönelik bir sergiye ev sahipliği yapıyor. 8 Ağustos’ta Büyükada İskele Meydanı’nda açılan “Adalar Müzesi’ne Doğru” sergisinin teması, “Anlatılan Bizim Hikayemiz, Anılar Yok Olmasın, Paylaşılsın, Geleceğe Aktarılsın” olarak belirlendi.

Serginin en ilginç bölümü ise İstanbul’da bir sahafta tesadüfen bulunmuş fotoğraflardan oluşuyor. Bu bölümde, İstanbullu bir aile ve dostlarının 1930-60 arası Adalar fonunda çekilmiş, geçmişin tozlu hanesinde kaybolmuş fotoğrafları sergileniyor.

Adalar Müzesi’nde, Adalar`ın Bizans öncesi döneme kadar uzanan tarihi hakkında eserler sergilenecek. Adalar`ın tarihi yaşamını ve bugüne değin yaşamış toplulukların eserlerinin yer alacağı müzenin geçici eserler sergisi bölümünde ise özellikle güncel döneme ilişkin belgeler ve fotoğraflar yer alacak. Kütüphane ve arşiv birimlerinin de yer alacağı müze, aynı zamanda, Adalar’daki diğer müzelerle de ilişkilendirilip bir “müzeler kompleksi” oluşturulması açısından büyük önem taşıyor.

Adalar Müzesi’nin açılacağı yapı, 1870’li yıllarda İskenderiye Metropoliti Sophronios’un yazlık evi olarak yapıldı. Sonradan Prinkipo ve Büyükada’nın ilkokulu olarak hizmet verdi. Binlerce öğrenciyi okuttu. Ardından ortaokul oldu. Yaklaşık 30 yıldır boş duruyor. Şimdi, hazırlanan projeye göre Adalar Müzesi olmak için, Adalar’daki inşaat yasağı döneminin bitmesini bekliyor.

Yer: Adalar Müzesi
Tarihler: 14.08.2009~12.09.2009
Telefon: www.adalarmuzesi.org.tr
Adres: Adalar

 

SERGİ “MİNYATÜR ODALAR SERGİSİ ”

“Minyatür Odalar Sergisi, Ziyaret Edemeyenler veya Tekrar Ziyaret Etmek İsteyenler için, 30 Eylül 2009 Tarihine Kadar Ziyaretçilerini Bekliyor”

Dünyada eşine ender rastlanan minyatür sanatını Türkiye’deki sanatseverlerle buluşturan Rahmi M. Koç Müzesi, ‘Hayallere Sığmayan Minyatür Odalar’ sergisine gösterilen yoğun ilgi nedeniyle sergiyi 30 Eylül 2009 tarihine kadar uzatma kararı aldı.

Minyatür sanatının günümüzdeki tek aktif temsilcisi Henry Kupjack’ın minik ama her detayı kusursuz ‘Minyatür Odalar’ında heyecanlı yolcuğa henüz çıkmamış olanlar, büyük bir yeteneğin ‘küçük’ düşündüğünde neler yapabildiğine tanıklık etmeniz için 21 adet ‘Minyatür Oda’ 30 Eylül 2009 tarihine kadar Rahmi M. Koç Müzesi’nde sizleri bekliyor.

Her zaman daha iyisini yapma hedefi ile hareket eden ve şimdiye kadar hep ilklere imza atmış, dünyanın her yerinden orijinal ve çarpıcı tasarım örneklerini sunmuş, Rahmi M. Koç Müzesi, ‘Hayallere Sığmayan Minyatür Odalar’ Sergisini ziyaretçilerinin beğenisine sunarak sanatseverlerden büyük ilgi görmeye devam ediyor.

17 Aralık 2008 tarihinde Rahmi M. Koç Müzesi’nde sanatseverlerin beğenisine sunulan Amerikalı Sanatçı Henry Kupjack’in, eşi benzerine zor rastlanan gerçeklikteki kusursuz ve büyüleyici “Minyatür Odaları” sergiyi ziyaret etme fırsatı bulamayan ve bu kusursuz odaları tekrar ziyaret etmek isteyenler için, 30 Eylül 2009 tarihine kadar uzatıldı.

Henry Kupjack’ın yıllardır minik, büyüleyici ve her bir detayı titizlikle aslına uygun bir şekilde ele aldığı ‘Minyatür Odalar”ı dünya tarihinde iz bırakmış dönemlerin yaşam tarzını, mimari özelliklerini ve en önemlisi ruhunu yansıtıyor. Sergide 1770’lere ait Amerika’nın üçüncü başkanı Thomas Jefferson’ın çalışma ve yatak odasının minyatürü de bulunuyor, 1940’lı yıllara ait Wintergarden Tiyatrosu’nun sahne arkasının minyatürü de. Sanatının günümüzdeki tek temsilcisi olan Henry Kupjack’ın yoğun emek isteyen çalışmaları sonucu ortaya çıkan bu eserler; Florida Naples Sanat Müzesi, Winterthur Müzesi, Chicago Sanat Enstitüsü, Forbes Galerisi, Boston Kütüphanesi ve Illinois Devlet Müzesi gibi dünyanın belli başlı müze ve galerilerde sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.

Henry Kupjack, ‘Minyatür Oda’ların ortaya çıkmasında yılların deneyimi ve çocukluk hayal gücünün çok büyük tesiri olduğunu söylüyor. ‘Minyatür Oda’lar her yaştan insanı farklı sebeplerle derinden etkiliyor. Bu odalarda her kişinin yaşamından, tecrübelerinden, tarihinden, kültüründen izler bulması mümkün. Her bir oda, bir televizyon ekranından içeri bakıyormuş hissi uyandırıyor. “Amacım odaları öylesine gerçek yapmak ki bakıldığında odanın içindeymiş gibi hissettirebilmek” diyen Henry Kupjack’ın meraklılarını minik ama kusursuz bir yolculuğa çıkaracağı “Hayallere Sığmayan Minyatür Odalar” Sergisi, doğanın en hassas ellerinden çıkan ince işçiliğin ve tasarımın keşfedilmesi için Rahmi M. Koç Müzesi’nde ziyaretçilerini bekliyor.

ZEN Diamond ana sponsorluğunda ve THY’nin desteği ile Türkiye’ye getirilen “Hayallere Sığmayan Minyatür Odalar” Sergisi, 30 Eylül 2009 tarihine kadar ziyarete açık olacak.

Yer: Rahmi M. Koç Müzesi
Tarihler: 12.08.2009~30.09.2009
Telefon: 0212 369 66 00-01-02
Adres: Hasköy Cad. No: 5 Hasköy 34445- İstanbul

 

 

TİYATRO “BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ ”

Bir Delinin Hatıra Defteri adlı oyunla 14. yılda 2000.gösterisini yapan Metin Zakoğlu`ndan deneysel bir çalışma...

Bir Delinin, tuttuğu günlükten hayallerini yorumladığı koğuşunda, yatağının ucundan birebir göze göz hissettiklerini hissetmeye cesaretiniz var mı? Sadece 30 kişinin girebileceği koğuşta yerinizi şimdiden ayırtın. Oyuncu ile iç içe göz göze bir 90 dakika. Kimi zaman ben neredeyim, bu adam kim? Ben şimdi oyuncu muyum, seyirci mi, karşımda ki oyuncumu yoksa gerçeğin kendisi mi soruları ile baş başa kalabileceğimiz bir 90 dakika. Oyuncu ve seyircinin yer değiştirdiği tek gösteri. Kimi zaman gülmekten ikinci espriyi kaçıracaksınız, kimi zaman da göz yaşlarınıza hakim olamayacaksınız. Kısacası bu gösteri de çok şaşıracaksınız!

Ekim 1994 yıllından beri süren ve büyük beğeni toplayan ve bir çok olumlu eleştiri alan bu kült oyunda Metin Zakoğlu gogol`un gerçekle hayal dünyası arasında olduğu bir dönemde kaleme aldığı bu tek kişilik oyunu seyircilere aktarmada da gerçekle hayal arasındaki o ince çizgiyi dokunaklı bir şekilde yorumlayarak seyredenlere etkileyici bir oyunculuk başarısı ile aktarıyor... Yer yer seyircilerin arasında oynanan ve seyirciye ben kimim bu adam kim burada şimdi oyun mu gerçek mi yaşanıyor ikilemi yaşatan Zakoğlu sıra dışı bir seyirci katılımı ile oyunun tıpkı denizle kumsalın git-gel`lerinde yaşadığı bir ilişki gibi oyuncu seyirci ilişkisini de oyunda bu git-gel`lerin üzerine kurarak oluşturuyor...

Oyunun konusuna gelince; sıradan bir 3.dereceden memur olan Aksentin İvanoviç Poprişçin bu sıradanlığı karşısında sürekli aşağılanır, alaya alınır... Ve günün birinde Poprişçin çok yüksek tabakadan bir kızın kendisini sevdiğini sanır,hayal dünyasında ki mutluluğu kızın daha soylu bir beyzadeyle evlenmek üzere olmasını öğrenmesi ile yıkılır... Bundan sonraki hayalleri onunda tıpkı o soylu gibi bir asilzade hatta belki de bir kral olmaktır... Ve günün birinde Aksentin İvaneviç Poprişçin kendini İspanya Kralı olmuş bir vaziyette akıl hastahanesinde bulur... Saçları kısaltılmış bir halde gözleri yaşlı annesini yanına istemesi oyunun en gerçek anıdır belki de.

NOT : Gösteri gerçek bir ev ortamında kendi evinizin rahatlığında rahat koltuklarda, masalarda oturarak izleyebileceğiniz farklı bir konsepte sunulmaktadır. Alışagelmiş tiyatroların dışında alternatif bir yol açan mekânda seyirci oyuncu ilişkisi de göz göze diz dize kurgulanarak sahici tiyatro mantığının örneklerinden en sahicisi olmaya adaydır.
Metin Zakoğlu Erenköy’deki müştemilatta yaptığı kaliteli oyunlara "Lions Tiyatro Özel Ödülü"nü almıştır.

Salon: Kulis Oda Sahnesi Caddebostan
Tarihler: 30.08.2009~13.09.2009 ( 30 Ağustos - 4, 6, 11, 13 Eylül 2009 )                                                                                       Saat: 15:00
Telefon: 0216 467 33 32
Adres: Bağdat Caddesi, İskele sok. (Barlar sokağı) Erdoğan Apartmanı 9/2 Caddebostan
Ücret: TAM: 34,00 TL, ÖĞRENCİ: 24,00 TL
Nereden Alırım: Biletix Satış Noktaları, Biletix Çağrı Merkezi: 0216 454 15 55, www.biletix.com ve Kulis Oda Sahnesi

 

KİTAP “FİKRİMİZİN REHBERİ GAZİ MUSTAFA KEMAL ”

 

Ortaokula gelene kadar Mustafa'ydı...
Matematik yeteneğiyle Mustafa Kemal oldu...
Emperyalizmi dize getirdi, Gazi Mustafa Kemal oldu...
Yüzlerce yılın kökleşmiş alışkanlık ve geleneklerini yıktı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk oldu... Türk halkı ona, "Atatürk," dedi.
Türkiye'de doğan ve parlayan yıldız, bize izleyeceğimiz yolu gösterdi, "Fikrimizin Rehberi" oldu.

"Onun insan olarak ülküsü, iyilik, güzellik ve doğruluk idi. Siyaset adamı olarak ülküsü de, ekmek, eğitim ve barış idi. Bu ülkülerini gerçekleştirmek sorumluluğunu içinde duyduğu için cesaretle, imanla, bilgi ve akılla çalıştı. Yalan ve yanlış üzerine kurulan örgütleri yıktı.

Kendisinden halife olmasını isteyenlere, "Hayır, Cumhuriyet kurulacaktır," dedi. Hasta hayal arkasından sürüklenip büyük fetihlere girişmek isteyenlere Misak-ı Millî'yi gösterdi. Kurtuluş için cami yapılmasında direnenlere, "Halk, cami değil, fabrika ve okul istiyor," yanıtını verdi. Ölmüş geleneklere asılmakta yarar, umanlara da, "Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir," diyerek gerçek kurtuluşun yolunu gösterdi. Devrimde yabancı ülkelerdeki bazı liderlerin kasaplıktan, sıvacılıktan, çetecilikten yetişerek ülkelerinin başına geçip sırtlarına mareşal üniforması geçirdikleri ve savaşı ülküleştirdikleri sırada o, üniformasını attı, gazilik ve mareşallik rütbe ve unvanını bir tarafa bıraktı, ülke savunması dışında savaşı 'bir cinayet' olarak mahkum etti ve uygar insanlığın kalbinde yaşayan yüce bir duyguyu, 'Yurtta barış, dünyada barış,' diye ilan etti."

 

 Bu kitapta okuyacağınız öykü yalnızca bir liderin, bir komutanın, bir devlet adamının, bir devrimcinin, özyaşamöyküsü değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin de kurtuluş, kuruluş ve küreselleşme fırtınasında savruluşunun da öyküsüdür.