|
|
|
EDİTÖR’DEN YİNG VE YANG NEDİR? Yin ve Yang ,Chi’nin alçalan ve
yükselen evrelerine verilen isimlerdir. Birbirlerine karşıt ama
tamamlayıcıdırlar. Birbirleri olmadan var olamazlar. Yin azalıyorsa Yang
artıyordur. Biz
ikisini bir arada Tai Ji sembolü ile tanımaktayız.
“Her şey, İki Kutupludur ve Birbirine Karşıttır” Her şeyin birbirinden ayrılamaz iki karşıt kutbu vardır.
"Yin" kutbu ve "Yang" kutbu. Nerede ki Yin ve Yang
kutuplaşması olur, orada hareket doğar ve süreklidir. "Bir"
durumundan "İkircillik" durumu doğmuştur. Böylece; doğurma süreci
tetiklenir ve sürer gider. Hücre bölünmeleri gibi gittikçe daha
karmaşıklaşarak gelişir, dönüşür. Karşıt kutuplar, elektrikte akımı, mıknatısta
çekme ve itmeyi tetikler. “Kutuplar, Cüzi Oranda da Olsa Karşıtını Kendi
İçinde Barındırır” Gecenin içinde aydınlık ve sıcağın; gündüzün içinde de soğuk ve
gölge bölgelerin bulunması; dişi görünümün içinde erkek, erkek görünümün
içinde dişi olması; her sorunun, çözümü; sevginin, nefreti; eylemsizliğin,
eylemi; savunmanın, saldırıyı barındırması gibi. Tai-chi veya Yin-Yang
işaretinin içindeki küçük karşıt renkli daireler bu özelliği anlatır. “Bağımlılık İlişkisi” Oluşumlar,
karşıtı olmadan açıklanamazlar. Karşıtların biri, diğerinden bağımsız olamaz.
Gündüz olmadan, gece; gece olmadan, gündüz açıklanamaz. Gece olmadığı sürece,
gündüz de yoktur. Kutuplar birbirinden bağımsız ele alınamazlar. Bu durumda
beden ve psikoloji ayrı ayrı incelenemez. Organların kendisi Yin, işlevi ise
Yang’dır. Böbrek, organ haliyle yindir. Böbrekten kaynaklanan bir
rahatsızlık, korkularımızı harekete geçirir, soğuk ve değişken yapıdadır.
Korkuların bedende dışa çıkan mizacı, Yang özelliği taşır ve bu tür mizaçlar
günümüzde psikoloji altında incelenir. Bütün ve parçanın bir aradalığı
gereği, Doğu Tıbbı, bedeni ve mizacı ayrı ayrı ele almanın gereksizliğine
varır. Mevlana ve Yunus Emre için "aşk" parçanın bütüne
kavuşmasıdır. Yin ve Yang kavramları kendilerine özgü bir gerçekliği veya
nesneyi ifade etmezler. Bunlar kainatta sürekli olarak değişen ve
birbirlerine alternatif, zıt olan ama varoluşları birbirine muhtaç olan
oluşumların, hareketlerin, olayların izahıdır. Yin deyince karanlık, soğuk,
ölüm gibi olumsuz bizim negatif diye tarif edeceğimiz kavramlar, Yang deyince
ise parlaklık, güneş sıcaklı yaşam gibi olumlu kavramlar( pozistif) kavramlar
akla gelir.
Yin ve Yang enerjileri sürekli değişim içindedirler. Biri
olmadan diğeri olamaz. Ne yin enerjisi ne yang enerjisi, evrende ve mekanda
tek başlarına olamazlar. Potansiyel enerji üretebilmeleri için dengeli bir
şekilde bir arada olmalıdırlar. Melda Aşar GRUPAJ SERVİS’TEN HABERLER ASAŞ
ALÜMİNYUM NAKLİYECİ PERFORMANS DEĞERLENDİRMESİ ASAŞ ALÜMİNYUM Firması’nın düzenlememiş olduğu “Nakliyeci
Değerlendirme” sonuçlarına göre 2009
yılı ihracat yüklemelerine ait 6 aylık performans değerlendirmesinde Grupaj
Servis TAM NOT - 100 alarak ödüllendirilmiştir. MÜŞTERİ
MEMNUNİYETİ ANKETİ UYGULAMASI Grupaj Servis,
ISO 9001-2000 kalite sertifika şartları gereği,
müşteri memnuniyetinin sağlanması, müşteri ihtiyaç ve beklentilerinin
belirlenmesi ve bu beklentilerin karşılanması amacı ile Ağustos ayı
itibariyle “Müşteri Memnuniyeti Anketi” uygulaması için müşteri ziyaretlerine
başlamıştır. SEKTÖR’DEN HABERLER RUSYA
İLE GÜMRÜK SORUNUNDA ÇÖZÜME ULAŞILDI Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Rusya'nın,
‘’gümrüklerde Türk mallarına yönelik tam kontrol içeren genelgeyi dün
itibariyle iptal ettiğini, böylece Rusya ile ticarette daha önceki
döneme geçildiğini’’ açıkladı. Yazıcı,
6 Ağustos 2009'da Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putin ile
başbakanlar düzeyinde görüşme yapıldığını hatırlattı. Görüşmeler sonucunda
bir mutabakat zaptı imzalandığını, bu zaptın bir maddesinde ''Rusya gümrük
servisinin Türkiye menşeli ve Türkiye'den ithal edilen mallara tam kontrol
uygulamasını içeren 13 Ağustos 2008 tarihli genelgeyi kaldıracağının''
taahhüt edildiğini anlatan Yazıcı, bu kapsamda 18 Ağustos 2009 itibariyle söz
konusu genelgenin iptal edildiğinin Gümrük Müsteşarlığı'na bildirildiğini,
böylece Rusya ile ticarette daha önceki döneme geçildiğini bildirdi. KÜLTÜR SANAT SERGİ “ADALAR
MÜZESİ’NE DOĞRU ” Büyükada’da 2010 yaz aylarında açılması planlanan Adalar Müzesi
bir sergiyle tanıtılıyor. 8 Ağustos’ta Büyükada İskele Meydanı’nda açılan
“Adalar Müzesi’ne Doğru” sergisi, 12 Eylül’e kadar sürecek. Sergi, hem
Adalıları, hem de kamuoyunu, belge ve bilgi paylaşarak müzeye destek olmaya
çağırıyor. İstanbul’un gözde mekanlarından Büyükada, 2010 yaz aylarında
açılması planlanan Adalar Müzesi’ne yönelik bir sergiye ev sahipliği yapıyor.
8 Ağustos’ta Büyükada İskele Meydanı’nda açılan “Adalar Müzesi’ne Doğru”
sergisinin teması, “Anlatılan Bizim Hikayemiz, Anılar Yok Olmasın,
Paylaşılsın, Geleceğe Aktarılsın” olarak belirlendi. Serginin en ilginç bölümü ise İstanbul’da bir sahafta tesadüfen
bulunmuş fotoğraflardan oluşuyor. Bu bölümde, İstanbullu bir aile ve
dostlarının 1930-60 arası Adalar fonunda çekilmiş, geçmişin tozlu hanesinde
kaybolmuş fotoğrafları sergileniyor. Adalar Müzesi’nde, Adalar`ın Bizans öncesi döneme kadar uzanan
tarihi hakkında eserler sergilenecek. Adalar`ın tarihi yaşamını ve bugüne
değin yaşamış toplulukların eserlerinin yer alacağı müzenin geçici eserler
sergisi bölümünde ise özellikle güncel döneme ilişkin belgeler ve fotoğraflar
yer alacak. Kütüphane ve arşiv birimlerinin de yer alacağı müze, aynı
zamanda, Adalar’daki diğer müzelerle de ilişkilendirilip bir “müzeler
kompleksi” oluşturulması açısından büyük önem taşıyor. Adalar Müzesi’nin açılacağı yapı, 1870’li yıllarda İskenderiye
Metropoliti Sophronios’un yazlık evi olarak yapıldı. Sonradan Prinkipo ve
Büyükada’nın ilkokulu olarak hizmet verdi. Binlerce öğrenciyi okuttu.
Ardından ortaokul oldu. Yaklaşık 30 yıldır boş duruyor. Şimdi, hazırlanan
projeye göre Adalar Müzesi olmak için, Adalar’daki inşaat yasağı döneminin
bitmesini bekliyor. Yer:
Adalar Müzesi SERGİ
“MİNYATÜR ODALAR SERGİSİ ” “Minyatür Odalar Sergisi, Ziyaret Edemeyenler veya
Tekrar Ziyaret Etmek İsteyenler için, 30 Eylül 2009 Tarihine Kadar Ziyaretçilerini
Bekliyor” Dünyada eşine ender rastlanan
minyatür sanatını Türkiye’deki sanatseverlerle buluşturan Rahmi M. Koç
Müzesi, ‘Hayallere Sığmayan Minyatür Odalar’ sergisine gösterilen yoğun ilgi
nedeniyle sergiyi 30 Eylül 2009 tarihine kadar uzatma kararı aldı. Minyatür sanatının günümüzdeki tek aktif temsilcisi Henry
Kupjack’ın minik ama her detayı kusursuz ‘Minyatür Odalar’ında heyecanlı
yolcuğa henüz çıkmamış olanlar, büyük bir yeteneğin ‘küçük’ düşündüğünde
neler yapabildiğine tanıklık etmeniz için 21 adet ‘Minyatür Oda’ 30 Eylül
2009 tarihine kadar Rahmi M. Koç Müzesi’nde sizleri bekliyor. Her zaman daha iyisini yapma hedefi ile hareket eden ve şimdiye
kadar hep ilklere imza atmış, dünyanın her yerinden orijinal ve çarpıcı
tasarım örneklerini sunmuş, Rahmi M. Koç Müzesi, ‘Hayallere Sığmayan Minyatür
Odalar’ Sergisini ziyaretçilerinin beğenisine sunarak sanatseverlerden büyük
ilgi görmeye devam ediyor. 17 Aralık 2008 tarihinde Rahmi M. Koç Müzesi’nde sanatseverlerin
beğenisine sunulan Amerikalı Sanatçı Henry Kupjack’in, eşi benzerine zor
rastlanan gerçeklikteki kusursuz ve büyüleyici “Minyatür Odaları” sergiyi
ziyaret etme fırsatı bulamayan ve bu kusursuz odaları tekrar ziyaret etmek
isteyenler için, 30 Eylül 2009 tarihine kadar uzatıldı. Henry Kupjack’ın yıllardır minik, büyüleyici ve her bir detayı
titizlikle aslına uygun bir şekilde ele aldığı ‘Minyatür Odalar”ı dünya
tarihinde iz bırakmış dönemlerin yaşam tarzını, mimari özelliklerini ve en
önemlisi ruhunu yansıtıyor. Sergide 1770’lere ait Amerika’nın üçüncü başkanı
Thomas Jefferson’ın çalışma ve yatak odasının minyatürü de bulunuyor, 1940’lı
yıllara ait Wintergarden Tiyatrosu’nun sahne arkasının minyatürü de.
Sanatının günümüzdeki tek temsilcisi olan Henry Kupjack’ın yoğun emek isteyen
çalışmaları sonucu ortaya çıkan bu eserler; Florida Naples Sanat Müzesi,
Winterthur Müzesi, Chicago Sanat Enstitüsü, Forbes Galerisi, Boston
Kütüphanesi ve Illinois Devlet Müzesi gibi dünyanın belli başlı müze ve
galerilerde sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Henry Kupjack, ‘Minyatür Oda’ların ortaya çıkmasında yılların
deneyimi ve çocukluk hayal gücünün çok büyük tesiri olduğunu söylüyor.
‘Minyatür Oda’lar her yaştan insanı farklı sebeplerle derinden etkiliyor. Bu
odalarda her kişinin yaşamından, tecrübelerinden, tarihinden, kültüründen
izler bulması mümkün. Her bir oda, bir televizyon ekranından içeri bakıyormuş
hissi uyandırıyor. “Amacım odaları öylesine gerçek yapmak ki bakıldığında
odanın içindeymiş gibi hissettirebilmek” diyen Henry Kupjack’ın meraklılarını
minik ama kusursuz bir yolculuğa çıkaracağı “Hayallere Sığmayan Minyatür
Odalar” Sergisi, doğanın en hassas ellerinden çıkan ince işçiliğin ve
tasarımın keşfedilmesi için Rahmi M. Koç Müzesi’nde ziyaretçilerini bekliyor.
ZEN Diamond ana sponsorluğunda ve THY’nin desteği ile Türkiye’ye
getirilen “Hayallere Sığmayan Minyatür Odalar” Sergisi, 30 Eylül 2009
tarihine kadar ziyarete açık olacak. Yer: Rahmi
M. Koç Müzesi TİYATRO “BİR
DELİNİN HATIRA DEFTERİ ” Bir Delinin Hatıra Defteri
adlı oyunla 14. yılda 2000.gösterisini yapan Metin Zakoğlu`ndan deneysel bir
çalışma... Bir Delinin, tuttuğu günlükten hayallerini yorumladığı
koğuşunda, yatağının ucundan birebir göze göz hissettiklerini hissetmeye
cesaretiniz var mı? Sadece 30 kişinin girebileceği koğuşta yerinizi şimdiden
ayırtın. Oyuncu ile iç içe göz göze bir 90 dakika. Kimi zaman ben neredeyim,
bu adam kim? Ben şimdi oyuncu muyum, seyirci mi, karşımda ki oyuncumu yoksa
gerçeğin kendisi mi soruları ile baş başa kalabileceğimiz bir 90 dakika.
Oyuncu ve seyircinin yer değiştirdiği tek gösteri. Kimi zaman gülmekten
ikinci espriyi kaçıracaksınız, kimi zaman da göz yaşlarınıza hakim
olamayacaksınız. Kısacası bu gösteri de çok şaşıracaksınız! Ekim 1994 yıllından beri süren ve büyük beğeni toplayan ve bir
çok olumlu eleştiri alan bu kült oyunda Metin Zakoğlu gogol`un gerçekle hayal
dünyası arasında olduğu bir dönemde kaleme aldığı bu tek kişilik oyunu
seyircilere aktarmada da gerçekle hayal arasındaki o ince çizgiyi dokunaklı
bir şekilde yorumlayarak seyredenlere etkileyici bir oyunculuk başarısı ile
aktarıyor... Yer yer seyircilerin arasında oynanan ve seyirciye ben kimim bu
adam kim burada şimdi oyun mu gerçek mi yaşanıyor ikilemi yaşatan Zakoğlu
sıra dışı bir seyirci katılımı ile oyunun tıpkı denizle kumsalın
git-gel`lerinde yaşadığı bir ilişki gibi oyuncu seyirci ilişkisini de oyunda
bu git-gel`lerin üzerine kurarak oluşturuyor... Oyunun konusuna gelince; sıradan bir 3.dereceden memur olan
Aksentin İvanoviç Poprişçin bu sıradanlığı karşısında sürekli aşağılanır,
alaya alınır... Ve günün birinde Poprişçin çok yüksek tabakadan bir kızın
kendisini sevdiğini sanır,hayal dünyasında ki mutluluğu kızın daha soylu bir
beyzadeyle evlenmek üzere olmasını öğrenmesi ile yıkılır... Bundan sonraki
hayalleri onunda tıpkı o soylu gibi bir asilzade hatta belki de bir kral
olmaktır... Ve günün birinde Aksentin İvaneviç Poprişçin kendini İspanya
Kralı olmuş bir vaziyette akıl hastahanesinde bulur... Saçları kısaltılmış
bir halde gözleri yaşlı annesini yanına istemesi oyunun en gerçek anıdır
belki de. NOT : Gösteri gerçek bir ev ortamında kendi evinizin rahatlığında rahat
koltuklarda, masalarda oturarak izleyebileceğiniz farklı bir konsepte
sunulmaktadır. Alışagelmiş tiyatroların dışında alternatif bir yol açan mekânda
seyirci oyuncu ilişkisi de göz göze diz dize kurgulanarak sahici tiyatro
mantığının örneklerinden en sahicisi olmaya adaydır. Salon: Kulis
Oda Sahnesi Caddebostan KİTAP “FİKRİMİZİN REHBERİ GAZİ MUSTAFA KEMAL ” Ortaokula gelene kadar Mustafa'ydı... Bu kitapta
okuyacağınız öykü yalnızca bir liderin, bir komutanın, bir devlet adamının,
bir devrimcinin, özyaşamöyküsü değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin de kurtuluş,
kuruluş ve küreselleşme fırtınasında savruluşunun da öyküsüdür. |